Hıncal Uluç, Senin Derdin Nedir?

Ana Sayfa » Yaşam » Hıncal Uluç, Senin Derdin Nedir?
Hıncal Uluç, Senin Derdin Nedir?

Hıncal Uluç, senin derdin nedir? Nedir bu trafik polisleriyle derdin? Yoksa sadece isminin hakkını mı veriyorsun: Hınç-al.

Belli ki bir hıncın var. Orası kesin. Muhtemelen gazeteci kimliğinin arkasına saklanamadığın için, sana ceza yazıldı. Ve sen de bunu hırs yaptın. O yüzden sürekli trafik polislerine sallıyorsun.

Yok rüşvetçi, yok yatıyor, yok sallamıyor falan filan. İspat? Tabii ki yok. Ne de olsa sözde gazetecisin ya, kalemini silahın olarak kullanıyorsun. Ya da sahip olduğun ismine ( nedenini hiç bilmiyorum ) güveniyorsun. Ama emin ol, güvendiğin o isim birçok kişiyi irrite ediyor.

Şöyle bir baktım. Wikipedia muhtemelen seni önemli biri sanmış ve bir başlık açmış. 77 yaşında olduğunu öğrendim. Rahmetli dedem yaşasaydı, hemen hemen aynı yaşta olurdunuz. O yüzden sadece yaşına saygı duyduğumu bilmeni isterim.

Ben Sabah gazetesinde yazmıyorum. O yüzden senin gibi milyonlara hitap etmiyorum. Ama emin ol, bu yazımı en az 100.000 kişi okuyacak. Senin gibi değil benim çevrem. Bana ve sözlerime değer veren insanlar vardır hep yanımda.

Ben yaradılanı yaradandan ötürü severim. Ne insanı insandan ayırırım, ne de insanı hayvandan ve doğadan. Benim için hayat, sevgiden ibarettir. Senin gibi kin ve nefret kusmam.

İstanbul’da yaklaşık 4 milyon araç var ve 15 milyon insan. Sözde gazetecisin ya, biraz araştır bakalım. Peki kaç tane polis görevli biliyor musun? Tabi araştırmak işine gelmez. Ben söyleyeyim sana, yaklaşık 20 bin. Peki bunlardan kaçı trafikte çalışıyor? Yaklaşık 2 bin. Senin matematiğin de zayıftır şimdi. Hadi yine iyisin. Sana küçük bir ipucu; 750 kişiye bir polis düşüyor. Peki kaç kişiye kaç trafik polisi düşüyor dersin? 7500 kişiye 1 trafik polisi düşüyor. Peki kaç araca kaç trafik polisi düşüyor? 2 bin araca 1 trafik polisi düşüyor.

Bak sen araştırmak zahmetinde bulunmadın ama ben sana yardımcı oldum. Kıymetimi bil!

Bak amca; her meslek dalında olduğu gibi, elbet polislerin içinde de çürük elmalar vardır. Tıpkı gazetecilerin içinde olduğu gibi! Ama senin yaptığını yapıp, ” Tüm gazeteciler bi b.k bilmiyor, günde 2 saat yazıp, tonla para alıyorlar ” dese ağırına gider değil mi? Hani o küçümsediğin, aşağıladığın polisler var ya, 15 Temmuz’dan beri 12-12 sistemiyle çalışıyorlar. Yani her gün 12 saat çalışıyorlar. Geriye kalıyor 12 saat. Bunun 6 saati uyku olsa, 1 saati yol olsa, 1 saati yemek olsa; ailelerine ayırabilecekleri sadece 4 saatleri kalıyor. Yıllık izin desen, hayalden öteye geçmiyor. Malum FETO davasından sonra, yaklaşık 50 bin polis ya açığa alındı, ya hapse girdi ya da meslekten atıldı. Demem o ki, inanılmaz derecede bir personel sıkıntısı var. Bu adamlar, senin 50 katın çalışıp, senin 50’de birini kazanıyorlar. Sen söyle bana, adalet nerede?

Sayın bakanlarımıza methiyeler düzerek kendini aklamaya çalışıyorsun ya, açıkçası ben buna sadece gülüyorum. ” Ya sayın bakanım, ben kurumlarınıza verip veriştiriyorum ama sizi seviyorum yanlış anlamayın ” mesajı veriyorsun aklı sıra. Ama yemezler! Sen bu sözleri ederek, aynı zamanda hükümetimizi de eleştiriyorsun farkında değilsin.

Şimdi Hınç-al amca, trafik sorunu trafik polisleriyle çözülmez. Sen bu yaşa kadar bunu anlamadıysan, yerinde olsam o kalemi ya da klavyeyi bırakırdım. İlk önce eğitim sistemi değişmeli. Ezbere dayalı bir eğitim sistemi yerine, daha insancıl olan, daha koordineli, daha milliyetçi bir eğitim sistemi benimsenmeli. Bu konuda Finlandiya ve Japonya’nın eğitim sisteminden yararlanabiliriz. Yazımı okuyorsan, bu konuyu da araştır lütfen.

Sonraki adım, zihniyetin değişmesi. ” Trafik polisi yoksa yardır gitsin ” anlayışına sahip insanların zihniyeti değişmeli. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Bak Hınç-al amca; yukarıda söyledim sana, polislerin çalışma saatleri inanılmaz yoğun. Zaten kadro sıkıntısı vardı. Bu FETO davasından sonra daha da arttı. Peki uygulama saatleri nasıl değişti biliyor musun? En az 3 katına çıktı. Bir polisin maaşı ortalama 3500 TL. Yani neredeyse senin yazdığın bir makale ücreti kadar.

 

 

Hayatında bir kez olsun empati kur. Düşün, sen bir polissin. Sabah 6 da kalkıyorsun. Hazırlanıp yola çıkıyorsun. Saat 7’de mesain başlıyor. Yaklaşık 6 saat trafik uygulaması yapıyorsun. Yaklaşık 3 saat trafik kazalarına müdahale ediyorsun. Uygulama sırasında ceza yazdığın kişilerden; ” Kardeşim biz terörist miyiz? ” , ” Dağdaki teröristler bitti de sıra bize mi geldi ” , ” Doğuda yazamıyorsunuz tabi burada yazıyorsunuz ” , ” Benim vergimle maaş alıyorsun ” , ” Ben falanca vekilin tanıdığıyım, haritadan yer beğen ” vs.. lafları duyuyorsun ( Bu örnekleri çoğaltabilirim ). Sonra birden acıktığını ve haliyle yorulduğunu farkediyorsun. Diyorsun ki, hazır 15-20 dakikam varken ben bi yemek yiyeyim. O sırada kendisini gazeteci sanan biri o yoldan geçiyor ve hakkında yazı yazıyor. ” Bizde polis saklanır, nedense.. Sadece tomalar, gaz bombaları ve kalkanlarla görünür üniformalılar, emir alınca.. ” diyor. Ne yaparsın?

Bizzat bir polisten şunu dinledim. Hani belki kalbinin derinliklerinde biraz vicdan vardır diye yazıyorum. Yoksa haber et, boşuna uğraşmayayım.

Ben aslında eğitim fakültesi mezunu bir öğretmenim. KPSS’den 84 puan aldım. Türkiye çapında ilk 1700 kişi arasına girdim. Ama öğretmen olarak atanamadım. Tesadüf eseri, üniversite mezunu polis alınacak ilanını gördüm. Başvurdum ve geçtim. 10 yıldır polisim. Evliyim ve 4 yaşında bir kızım var. Bu yaştan sonra başka bir iş yapamayacağım için, bu mesleği yapmaya mecburum. Günde aileme ancak 3-4 saat ayırabiliyorum. Yıllık izne istediğim zaman çıkamıyorum. Eğer istemediğim zamanlarda çıkarsam şanslıyım. Mesleğimi her zaman en iyi şekilde yapmaya çalıştım. 10 yıldır bana gelen teklifleri kabul etsem bırakın borcu, şimdiye İstanbul beyefendisi olmuştum. Ama ben 1 kuruşa tamah etmedim. Edene de hiç acımadım.

Haftada ortalama 70 saat çalışıyorum. Benden daha kötü durumda olan meslektaşlarım var tabii. Şimdi biz sözde devlet memuruyuz. Devlet memurları haftada en fazla 40 saat çalışıyorlar. Hafta sonları, bayramlar, yaz tatili vs. hariç. İstiyoruz ki; madem biz de devlet memuruyuz, biz de aynı şartlarda çalışalım. 3500 TL değil de, 2500 TL maaş alalım ama haftada 40 saat çalışalım. Eğer 40 saatten fazla çalışırsak mesai ücreti verilsin ya da yıllık izin olarak verilsin. Ha, yıllık izin hakkımız da yılda sadece 20 gün. Onu da istediğimiz zaman kullanamıyoruz. Çünkü bizim şubeler okul değil. Akşam oldu, bayram oldu, hafta sonu oldu, yaz tatili oldu diyerek kapatamıyoruz. 24 saat açık olmak zorunda.

En fazla şehit veren meslektir bizimki. En fazla intihar edilen meslektir. Dışarıdan bakıldığında ” Ulan adamlardaki havaya bak, hayat bunlara güzel ” , ” Aylık 5 bin tl maaş alıyorlar, oh yarasın ” dersin. Ama durum hiç de öyle değil. Bugün tüm polislere desen ki ” Sana aylık 2500 TL maaş, haftada en fazla 40 saat çalışacaksın, gel bizimle çalış “, emin olun polislerin en az %80’i bırakır gelir.

Şimdi sevgili Hınç-al amca; sana benden bir tavsiye; gazetecilik öyle oturduğun yerden ahkam keserek yapılmaz. Önce eleştirdiğin kesimi tanımalısın, araştırmalısın. ” Ben Hıncal Uluç’um, istediğimi yaparım ” havasında takılmak, seni Fatih Terim gibi yapar. O da aynı şeyi yapıyor. Eğer ben insanım, ben hakkı gözetirim diyorsan, söylediklerime kulak ver. Eleştirdiğin trafik polisleri, aynı zamanda rahmet okuduğun şehit polisler, bunu unutma. Sırası gelen doğuya gidiyor ve bazı vatan evlatları, orada şerefsizlerin pususuna kurban gidiyor. Sonrada birçok kişi senin gibi ağzının kenarıyla ” Allah rahmet eylesin ” diyor.

Amca, birilerine yaranmak için, dikkat çekmek için yazı yazma. Önce insan olmanın gerekliliklerini yerine getir. Sonra da Türk olmanın. 77 yaşına gelmişsin bak. Kişisel egoların için kimseye haksızlık etme. Sana torunun yaşında biri olarak tavsiyemdir.

Hıncal Uluç, Senin Derdin Nedir? - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

Harun arslan02 Ağustos 2017

Kaleminize yureginize sağlık. Dertlerimize tercuman olmussunuz. Allah razi olsun. inşallah daha çok okunun bir gazetede de yazarsiniz bir gün.

AYDOĞAN CÖRÜT02 Ağustos 2017

Harika yazı ben günde 14 saat sabit bekliyorum tem otoyolunda hınç-al yüzünden

İbrahim Tapan02 Ağustos 2017

Devrem diline yüreğine sağlık.

İbrahim Çaylak02 Ağustos 2017

Değerli kardeşim son satırına kadar yazını okudum. İnanıyorum ki bizlerin yüreğinden geçenlere tercüman olmuşsun. Ancak yarın savunmanı hazırla 😆😆

Cihan ÇATAR02 Ağustos 2017

Tebrikler teşekkür ederim. şahıs yaşının adamı olamamış maalesef. Hakkını vermişsiniz. Çoktan haketmisti zaten

İsmini vermek istemeyen trafikçi02 Ağustos 2017

Allah razı olsun duygularımıza tercüman oldunuz

Roket 🚀02 Ağustos 2017

Kardeşim eline, kalemine sağlık, bu gazeteci bozuntusuna çok güsel bir ders vermişsin. Helal olsun, yolun açık olsun.

Muhammet SAĞIR02 Ağustos 2017

22 yıllık bir Trafik Polisi olarak içimden geçen bütün duygu ve düşüncelerimizi çok güzel bir şekilde yazıya dökmüşsün. Yüreğine,eline, kalemine sağlık. Allah yar ve yardımcın olsun.

İbrahim kavas02 Ağustos 2017

Bu yazıyı değil hıncal efendi, ateist okusa kelime-i şahadet getirip imana gelir….

Muammer şimşek03 Ağustos 2017

Teşekkürü bir borç bilirim efendim
Yüreğinize kaleminize sağlık

ibrahim çapar03 Ağustos 2017

Kardeş eline koluna sağlık bende 30 yıl trafik polisliği yaptım tam anlamıyla polisin yaşantısını ifade edmişin .O gazeteci adını hınç almak olarak amaçlayan şahısta okumuştur bu yazıyı.77 sinden sonra mesleğini öğrenmeye çelışır

Hüseyin çoruhlu03 Ağustos 2017

Çalışma ve yeki sistemi türkiyede farklı. Olunca hayat kötülüğe meydan veriyor iyilerde bu yüzden lekeleniyor. Vur abalıya derler sırtı kalın olan her daim haklı çıkıyor allahın adaletinden başka sığınacak liman yok . Dürüst konuşan ve dürüst çalışan eziliyor. Her dağim yaygara yapan ağzı laf yapan haklı çıkıyor . Madden zengin olan dik duruyor . Birtek allah hesap sorar allaha havale edin derler. Bende derimki yanlış yapanı kim görürse mani olsun olmuyorsa oda sorumludur. Herkezin vazifesi yanlışı uyarıp ikaz edmek . Yanlışlıkdan döndürmek ve dönmek bir erdemlikdir. Hınçal beyde işallah bunu yapar ömrünün son deminde hiç değilse huzur bulur huzur dürüst olmaktadır . Eğer yetkililer dürüst olsa görevli devletin polisini suçlayıp kötülediği için yargılanması gerekir. Amma malesef . Haklı haksız haksız haklı durum devam eder . Ezilenler devam eder. Bir ay izinli türkiye hasretiyle gelip çok şeyler yalışlıklar görüyoruz . En kötüsüde insanların birbirine bakışışı her konuda saygı sızlıkla kendini düşünmesi . Güven denen hiç bir şey kalmamış gibi .

Hasan Ö.03 Ağustos 2017

Yüreğinize, kaleminize sağlık. Gerçekleri yazmak budur. Keşke herkes bunları görebilse. Devlet büyükleri bu soruna el atabilse. Polis olarak size canı gönülden teşekkür ediyorum.

Hakan YAVUZ03 Ağustos 2017

Çok güzel bir yazı. Çok güzel özetlenmiş. Kalemine yüreğiniz sağlık. Bir emniyet müdürü de kardeşim senden talimat alacak değiliz diyemiyor. Bir yazıda tüm trafik karışıyor. Memurlar o hafta inanılmaz bir baskı ve suçlamalarına karşı karşıya geliyor. Bir kez daha polis teşkilatının arkasında olmadığını farkediyor. Bayan bir yazarın dediği gibi Hıncal bey Dergi editörlüğünden ne ara geldin gazeteci sıfatı aldın? Sahibi olmayan ve Türkiye’nin beyaz zenci (!) Kölesi olan polisleri bu işi yapmaya mecbur olmasa, sunulan şartlarda asla çalışmazlardı. Refah seviyesi yüksek ülkede bu şartlarda hiç bir polis çalışmazdı. “Millet aç beğenmiyorsan git” gibi kelimeler kullanarak, ölümü gösterip sıtmaya razı göstermeye çalışanlar, kendi bulundukları makamda rahat bir elleri yağda bir elleri baldadır. Çoğu poliste üniversite mezunudur. Kpss de çalınan sorular ayarlanan kontenjanlar sonucu mesleğini yapamayan FETÖ kurbanı bu insanlara bir haksızlık yok mudur? Peki polisin sahibi kimdir? İdarecisi olan iç işleri Bakanlığı gibi eşit işe eşit ücret politikası geri olan jandarmayla aynı haklar verilmiyor. Hep kötüye giden bu meslekte inananlar sıkıştı, Bunalımdalar. Bu çaresizlik elin kolun bağlanması sonucu intiharlar oluyor. Peki bu polislerin kanı kimin eline bulaşmıştır, sorumluları kimdir? Asla çözümü olmayacak bir meslek olan polisler 2. Emir ve 12 12 sisteminde yıllık izinleri kullandırılmayarak köşeye sıkıltırılmış can çekişiyor durumdalar. Üstelik Doğu hizmetleri de 2 den 3 e 5e 6 ya yükseldi. Hıncal gibiler el birliğiyle boğulmak üzere olan polisi daha da dibe çekiyor. Yazınız için tekrar teşekkür eder sayınızın çoğalmasını dilerim.

Aşkın BAGALALI05 Ağustos 2017

Polis ilk mesleği aynı insanın nefes alıp vermesindeki oksijen gibidir
Normal yaşantısında hiçbir ihtiyaç duymaz ve aklına bile gelmez .
Fakat evine hırsız girdiğinde trafik kazası geçirdiğinde kapkaç a uğradığında namusuna göz dikildigimde kaçırıldığın da vs vs … aklına ilk gelen
P O L I S oluyor aynı nefessiz kalıp oksijene ihtiyaç duydugumiz gibi dir polislik…
Hınç al amcamiz da bunu anlasaydın iyiydi…

Burs ücretleri

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

SOSYAL MEDYADA BİZSitemizin sosyal medya hesapları

RASTGELE İÇERİKLER

Marvel Filmleri Rehberi Anne Babam Nerede ? Kurtlar Vadisi Darbe Bilmecesi The Jungle Book – Orman Çocuğu Filmi ( 2016 ) Cüneyt İnay İle Keyifli Bir Röportaj Suriye’lilere Vatandaşlık Verilmeli mi ?

FACEBOOK'TA BİZ

TemaFabrika

Hoşgeldiniz

Cem Yurtseven - Tüm Hakları Saklıdır