Ateistler Ölsün! 0 3

 

Ateistler ölsün, deistler gebersin, hristiyanlar helak olsun, kafirlerin boğazlarını keselim “. Evet bu sözler, müslüman olduğunu söyleyen kişilere ait. Uzun zamandır bu konu hakkında bir şeyler karalamak istiyordum. Kısmet bugüneymiş.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Bu yazıyı okuyan, benim inanışım hakkında bilgi sahibi olamayacak. Çünkü yazımın asıl amacı da bu zaten. Sadece giriş paragrafımda dile getirdiğim sözleri söyleyen insanlardan birkaçını aydınlatabilirsem, kendimi şanslı hissedeceğim.

Şimdi kısaca dinleri ve diğer inanışları kaleme almak istiyorum. Bunun için Google’da biraz araştırma yapmak yeterli aslında. Var olan bilgileri kendimce yorumlayacağım.

Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları ve dinleri reddeden; doğruluğuna inanılan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımıdır. Atesitler, var olduğunu düşündükleri bir tanrıyı inkar etmezler. Onlara göre bir tanrı yoktur. Tüm metafizik öğelere karşı olduklarını dile getirirler. Kendilerine ” dinsiz ” denilmesinden de çoğu zaman rahatsız olurlar. Çünkü onlara göre bir tanrı olmadığı için, bir dinde yoktur.

Dünya nüfusunun yaklaşık %2.3 ‘ü kendisinin ateist olduğunu söylüyor. Tabi bu oran kesin değildir. Nasıl ki bizde seçimler öncesi anket yapılır ve ” Falanca partinin oy oranı şudur ” denilir, bu durum da öyle. Fakat yine de gerçek rakamlara kabul olduğu söyleniyor.

Hatta şu örneği vererek, Tanrının olmadığını kanıtlamaya çalışıyorlar : ” Tanrı kaldıramayacağı kadar ağır bir taş yaratırsa onu kaldıramaz. Bu da onun her şeyi yapamadığını gösterir. Tanrı böyle bir taş yaratamazsa, bu da onun her şeyi yaratamadığını gösterir.

Madalyonun bir de diğer tarafı var tabii ki. Yani aslında atesitliğin ne olduğu konusunda bilgi sahibi olmayan, ama ateist olmayı cool bir özellik sanan ergen nesilin içinde bulunduğu durum.

 

ateistim-ama

 

Bir de şu videodaki gibi bir durum var :

 

 

Resimde ve videoda gördüğümüz kişiler bunu mizah olarak mı kullandılar, yoksa gerçek düşünceleri bu mu bilinmez. Ama bilinen bir şey varsa, o da bunu söyleyecek kişi sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Deizm ise Tanrının varlığını kabul eder. Fakat dinlere inanmaz. Onlara göre Tanrı vardır ama dinler sonradan çıkarılmıştır. Bu açıdan Atesitlerle ayrılıyorlar.

Farklı bakış açılarına göre din veya felsefe olarak tanımlanan Budizm’in hedefi, hayattaki acı, ıstırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamak ve bunları gidermenin yollarını göstermektir. Budizm’de öğretilerin ana çatısını meditasyon gibi içe bakış yöntemleri, reenkarnasyon denilen doğum-ölüm döngüsünün tekrarı ve karma denilen neden-sonuç zinciri gibi kavramlar oluşturmaktadır.

Hristiyanlar İsa’nın Tanrı’nın oğlu ve Eski Ahit’te geleceği müjdelenen Mesih olduğuna inanırlar. Hristiyanların tümü olmasa da kayda değer bir kısmı teslis inancına sahiptir. Bu inanca göre İsa, hem Tanrı, hem insan, hem de kutsal ruhtur.

 

kuran

 

İslam inancına göre İsa Tanrı’nın görevlendirdiği ulu’l azm (eziyet çekmiş) peygamberlerdendir ve Mesih olması nedeniyle Muhammed’den sonraki en önemli ikinci peygamberdir. Müslümanlara göre İsa bakire bir anadan doğmuş ve kendisine bir kutsal kitap indirilmişse de Tanrı’nın Oğlu değildir. Kuran’a göre İsa çarmıha gerilmemiş ancak Tanrı tarafından fiziksel olarak göğe yükseltilmiştir, dolayısıyla hiç ölmemiştir. Yahudilik, İsa’nın beklenen Mesih olduğu inancını reddeder ve İsa’nın Tanah’ta belirtilen Mesih kehanetlerini karşılamadığını savunur.

İslam, İslamiyet veya Müslümanlık, tek tanrı inancına dayalı en yaygın Semavi dinlerden biridir. İslam, peygamberi Muhammed aracılığıyla 7. yüzyılda ortaya çıkmış ve yayılmaya başlamıştır. İslam dinine inanan kişilere iman etmiş, inançlı anlamında mü’min veya Allah’a teslimiyet gösteren anlamında Müslüman denir. Zaman zaman gayrimüslim kaynaklarda tercih edilen Muhammedîlik veya Muhammedizm tanımlaması Müslümanlarca kullanılmaz.

İslam inancına göre, İslam’ın kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’i oluşturan ayetler ve sureler Cebrail isimli melek aracılığıyla sözlü olarak Muhammed’e vahyolmuştur. İslam’ın temelinde, tevhid inancı yatar ki bu kavram Allah’ın varlığı ve birliğine inanmak anlamına gelir.

İslam dininin kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’dir. İlk 5 ayeti şunlardır :

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku.
2. O insanı bir kan pıhtısından yarattı.
3. Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.
4. O Rab ki sizlere kalemle (yazmayı) öğretti.
5. İnsana bilmediğini o öğretti.

Burada dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var. O da ilk ayetlerin hep “ Oku ” demesi. Yani Tanrı, müslümanların her şeyden önce Kuran-ı Kerim’i okumasını emrediyor. Fakat özellikle Türkiye’de Kuran okuma oranı yaklaşık %8!. Evet durum içler acısı.

Peki özellikle Türkiye’de yaşayan müslümanlar İslam’ı kimden yada nereden öğreniyor. Aslında cevap basit : Fethullah, Mahmut, Adnan yada ismi her neyse, kendisini alim gibi tanıtan, fakat amaçları aslında çok farklı olan kişilerden. Ha tabi bir de sosyal medyadan öğreniyorlar!

Müslümanlarda bir durum daha var. O da sünnet olan hareketlere yada sözlere, farz olan hareket yada sözlerden daha çok önem vermeleri. Bir örnek vereyim. Mesela oruç tutmak farz, teravih namazına gitmek sünnettir. Ama oruç tutmayan yüzlerce hatta binlerce insanı, akşamları camide teravih namazında görebilirsiniz. Siz oruç tutsanız ve eş keza teravih namazına gitmeseniz, size kafir yada günah işleyen biriymişsiniz gibi bakabilirler. Hatta bunu size söyleyenler de olabilir.

Bir diğer özellikleri, Arapça’yı kutsal bir dil olarak görmeleri. Onlara göre Kuran yada ezan Türkçe okunamaz. Sureler yada ayetler Türkçe okunamaz. Allah’a Tanrı denilemez. Eğer siz bunları savunuyorsanız, Allah katında cennetlik bile olsanız, onlara göre kafirsiniz! Halbuki bunu söyleyenlerin en az %90’ı Arapça bilmiyor. Bu da durumu daha acı bir hale getiriyor.

Facebook’ta bir deist ile bir müslüman bir konuda tartışıyorlar. Müslüman olan kişinin, Facebook’ta yaklaşık 500 bin takipçili, İslamiyet üzerine bir sayfası var. Tartışma alevleniyor. Müslüman olan hemen küfüre başlıyor. Fakat deist olan aynı şekilde karşılık vermiyor. Ona şunu söylüyor :

Ben sana arapça bir ayet göndericem. Bunu sayfanda paylaş. Bakalım senin takipçilerinin ne kadar Allah inancı var. Müslüman olan da kabul ediyor. Ona şunu yazıp gönderiyor : قراءة اللعنة جديد ( Okuyanı s.keyim )

Müslüman olan bunu sayfasında paylaşıyor ve altına şu klasik sözü yazıyor. ” Bu duayı okuyup amin diyecek kaç mümin kardeşimiz var “. Tahmin ettiğiniz gibi, paylaşımın altında binlerce beğeni ve binlerce yorum.

Bir abim şöyle bir örnek vermişti.

” Bir kağıda arapça senin a.ına koyayım ” yaz yere at. Sonra takip et bak. Kaç kişi onu yerden alıp, öpüp başının üstüne koyacak “

Durum aynen böyle. Müslümanlarda şu mantık var. Kuran-ı Kerim Arapça indiği için, Arapça okunması gerektiğine inanırlar. Ama o zaman müslümanların kullandığı tek dilin Arapça olduğunu düşünmüyorlar. Yani birinin namaza yada duaya başlarken ” Bismillahirrahmanirrahim ” yerine ” Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla ” demesi, o namazın yada duanın kabul olmasına engel mi ?

Gelelim yazımın giriş paragrafında kullandığım cümleye. İlk olarak aşağıdaki videoyu izleyin. Aslında videonun daha uzun hali var. Ama şimdi bulamadım.

 

 

Bu çocuklar sözde müslüman. Onlara ne öğretildiyse, onlar da onu söylüyorlar. Şimdi ayetlerle açıklamaya çalışacağım bu durumu. Biraz uzuyor kusura bakmayın ama olabildiğince açıklamalı olmasını istiyorum.

Düzenleme : Sanırım video çok fazla şikayet aldığı için kaldırılmış. Videoda, 15-20 yaş arası çocuklarla röportaj yapılıyor ve ateistler hakkında ne düşünüyorsunuz diye soruluyordu. Çocuklar da hep bir ağızdan ” Ateistler ölsün, onların boğazını kesmeli, işide vermeli, onların Allah belasını versin ” gibi sözler söylüyordu.

“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.” (Bakara, 2/256)

“Onlara ‘zor ve baskı’ kullanacak değilsin.” (Gaşiye, 88/22)

Yani kimseyi ” Müslüman olacaksın, olmazsan seni öldürürüz yada keseriz ” gibi tehditlerle zorlayamazsınız.

Bakara Suresi’nin 208. ayeti şöyledir :

“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe” (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.”

Yani Tanrı’da tüm insanlara barış ve güvenlikten yana olmasını emretmiştir.

“Allah’a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir.” (Rad13/, 25)

“Allah’ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.” (Kasas, 28/77)

Bu ayetler de, güya Cihad yaptıklarını söyleyen IŞID, PKK, PYD gibi terör örgütleri ve onların destekçilerini kapsıyor.

“Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan bir çoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.” (Maide, 5/32)

“Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır.” (Furkan, 25/68)

Videodaki gençler ” Ateistler ölsün, onların boğazını kesmeli ” gibi sözler söylüyor ya, bakın inandıkları Tanrı nasıl yasaklamış bu durumu.

” İslam hoşgörü dinidir “

Evet müslümanlara göre durum böyle ki, kutsal kitapları olan Kuran-ı Kerim’e göre de bu durum ayetlerle belirtilmiştir. Ama şöyle bir bakın. İslam dinine mensup olan müslümanlar kadar hoşgörüsüz, şiddet yanlısı insan var mı ? Bir bakın, müslüman ülkeler haricinde terör sorunu yaşayan ülke var mı ? Müslüman ülkeler kadar geri kalmış, ilerlememiş ülke var mı ?

Televizyonda yada internette görüyoruz, okuyoruz. Her Kuran profesörü Kuran’ı ne kadar farklı yorumluyor. Kanaat önderleri denilen şahıslar, nasıl istediği gibi yönlendiriyor kitleleri. Sonra bu kitleler hipnotize edilmiş gibi, bu şahıslar ne derse inanıyorlar. Halbuki her şekilde ulaşabilecekleri Kuran-ı Kerim’i okusalar, bu şarlatanlara inanmayı kesecekler. Ama maalesef böyle gelmiş böyle gidiyor.

Ulu önder Atatürk bu şarlatanların nasıl bir tehlike yarattığını farkedip, Laiklik ilkesini getirdi. Fakat şimdi öyle bir duruma geldik ki, Laikliği dinsizlik olarak, laikliğe inanları da kafir olarak gören bir kitle var. Şimdi bu insanlara nasıl anlatalım Laikliğin sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına geldiğini, eğer hayatlarında bir kez Kuran’ı anlayarak okusalar, Laikliğin ne kadar önemli bir ilke olduğunu anlayacaklarını..

Müslümanların tamamını yazımda kötülemiyorum tabii ki. Fakat şu an yaşanılan İslamiyet, gerçek İslamiyet değil. Allah’ın emrettiği İslamiyet değil. Bunun farkına varmamız gerekiyor.

Neyse, sanırım bu kadar ayrıntı yeterli. Yazacak o kadar çok şey var ki, en fazla bu kadar kısaltabildim. Eminim bu yazıdan sonra bana da ateist, kafir diyecekler vardır. Diyebilirler. Ben de sadece gülümserim.

Yararlanılan kaynaklar :

Önceki HaberSonraki Haber

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Sevilen Konular

Benim Seçtiklerim